“Evreka!” Anının Gerçeği: Arşimet, Taç ve Suya Batan Cisimlerin Sırrı
Arşimet’in küvetten fırlayıp çıplak sokağa koşması efsanedir. Ama o anın arkasındaki fikir gerçek ve hâlâ gemileri yüzdürüyor: bir cisim, taşırdığı sıvının ağırlığı kadar yukarı itilir.

Bir Çığlığın Ardındaki Bilmece
Anlatıya göre Sirakuza kralı, kuyumcuya saf altın verip bir taç yaptırmış. Ama bir şüphe var: kuyumcu altının bir kısmını çalıp yerine gümüş katmış olabilir mi? Tacı eritmeden, ona zarar vermeden bunu nasıl anlarsın?
Kral bu soruyu Arşimet’e sorar. Arşimet günlerce düşünür. Sonra hamamda, küvete girince suyun taştığını fark eder — ve o meşhur "Evreka!" ("Buldum!") çığlığıyla heyecandan sokağa fırlar. Sahnenin gerçekten böyle olup olmadığını bilmiyoruz; bu ayrıntı yüzyıllar sonra yazılmış. Ama fikrin kendisi gerçek ve son derece güçlü.
Sorunun Özü: Yoğunluk
Arşimet’in çözmesi gereken şey aslında bir yoğunluk sorusuydu. Yoğunluk, bir maddenin birim hacmine düşen kütlesidir:
Burada yoğunluk, kütle, ise hacimdir. Altının yoğunluğu gümüşten belirgin biçimde fazladır. Yani aynı ağırlıkta saf altın ile altın-gümüş karışımı bir tacı alırsanız, karışık olanı daha çok yer kaplar (daha büyük hacme sahiptir), çünkü içine giren daha hafif gümüş hacmi şişirir.
Tacın kütlesini bir teraziyle ölçmek kolaydı. Asıl zorluk hacmi ölçmekti — girinti çıkıntıyla dolu, karmaşık şekilli bir tacın hacmini cetvelle bulamazsın.
Suyun Söylediği Şey
Hamamdaki sıçrama tam da bu noktayı aydınlatır: bir cismi suya batırdığınızda, taşan suyun hacmi tam olarak cismin hacmine eşittir. Şekil ne kadar karmaşık olursa olsun fark etmez; su, cismin kapladığı yeri size sayıyla söyler.
Demek ki Arşimet şöyle bir test kurabilirdi: Tacı suya batır, taşan suyu ölç — bu, tacın hacmidir. Sonra tacla aynı ağırlıkta saf altını suya batır, onun taşırdığı suyu ölç. Eğer taç saf altınsa iki hacim eşit olmalı. Taç daha çok su taşırıyorsa, içinde daha az yoğun bir metal (gümüş) gizli demektir.
Asıl Büyük Fikir: Arşimet İlkesi
Arşimet bu bilmeceyle uğraşırken çok daha genel bir yasayı da kayda geçirdi. Bugün Arşimet ilkesi dediğimiz bu kural şöyle der:
Bir sıvıya batırılan cisme, yerini değiştirdiği (taşırdığı) sıvının ağırlığı kadar yukarı doğru bir kaldırma kuvveti etki eder.
Matematiksel olarak kaldırma kuvveti şudur:
Burada sıvının yoğunluğu, cismin sıvı içinde kalan hacmi, ise yerçekimi ivmesidir.
Bu tek formül, neden bazı şeylerin battığını bazılarının yüzdüğünü açıklar. Bir cisim, kendi ağırlığı taşırdığı sıvının ağırlığından küçükse yüzer, büyükse batar. Yoğunluk diliyle: cismin ortalama yoğunluğu sıvınınkinden küçükse yüzer.
Neden Dev Çelik Gemiler Batmaz?
Burada sezgiyi zorlayan bir soru var: Çelik sudan yoğundur; o hâlde koca bir çelik gemi nasıl yüzer? Cevap, ortalama yoğunlukta gizli. Bir gemi içi boş bir kabuktur; gövdesinin içindeki hava sayesinde geminin tamamının ortalama yoğunluğu sudan düşük kalır. Gemi suya battıkça daha çok su taşırır, kaldırma kuvveti artar; ağırlığına eşit suyu taşırdığı noktada dengeye gelir ve yüzer.
Aynı mantık denizaltıların nasıl dalıp yükseldiğini de açıklar: tanklarını suyla doldurup ortalama yoğunluklarını artırarak batar, suyu havayla dışarı iterek yükselirler.
Küçük Bir Sahneden Büyük Bir Bilim
Arşimet’in taç bilmecesi, ilk bakışta bir saray dedikodusu gibi görünür. Ama içinden çıkan fikir —taşan sıvıyla hacim ölçmek ve kaldırma kuvvetini niceliksel bir yasaya bağlamak— gemicilikten mühendisliğe, balon uçuşundan malzeme testine kadar uzanan koca bir alanın temelini attı.
"Evreka!" anı bu yüzden bir efsane olarak kalsa bile boş bir efsane değildir: gerçek bir keşfin, yani gözlemden yasaya geçişin sembolüdür. Bazen büyük bilim, taşan bir küvet kadar gündelik bir sahnede başlar.
Etiketler
Kendinizi Test Edin
Cevaplarınız profilinizde istatistik olarak saklanır.
1. Kralın Arşimet’e sorduğu asıl soru neydi?
2. Bu problem aslında hangi büyüklüğün ölçülmesiyle çözülür?
3. Bir cismi suya batırınca taşan suyun hacmi neye eşittir?
4. Arşimet ilkesine göre bir cisme etki eden kaldırma kuvveti neye eşittir?
5. Dev bir çelik gemi neden batmaz?
İlgili Yazılar
Kolomb Dünya’nın Yuvarlak Olduğunu Kanıtlamadı: Bir Tarih Efsanesinin Çürütülmesi
Okulda çoğumuz “herkes Dünya’yı düz sanırken Kolomb yuvarlak olduğunu kanıtladı” diye öğrendik. Oysa eğitimli insanlar bunu 2000 yıldır biliyordu. Asıl tartışma şeklinde değil, boyutundaydı.
Bilim TarihiZamanı Satan Kadın: Ruth Belville ve Saatlerin Senkronize Edilmediği Bir Çağ
Telefon ve radyo yokken bir şehrin bütün saatleri nasıl aynı dakikayı gösterirdi? Londra’da bir kadın, doğru zamanı yıllarca elinde taşıyıp tek tek sattı. Hikâyenin altında ölçme ve standart fikrinin doğuşu var.
Bilim TarihiEvrenin Genişleme Hızı Işıktan Hızlı Olabilir mi?
Hiçbir şey ışıktan hızlı gidemez, denir. Peki uzak galaksiler bizden ışık hızını aşan bir hızla nasıl uzaklaşabiliyor? Hubble yasası ve uzayın "gerilmesi", bu görünür çelişkiyi nasıl çözüyor?