Tüm rehberlik yazıları
Yazılı Hazırlık6 Haziran 2026

Matematik Kaygısını Yenmek: Bildiğini Sınavda Yapabilmenin Yolu

Sınavda elin titriyor, bildiğin soru bile uçup gidiyorsa sorun bilgide değil olabilir. Matematik kaygısının ne olduğunu, çalışan belleği nasıl işgal ettiğini ve sınıfta işe yarayan somut baş etme yöntemlerini anlatıyorum. Sonunda kişisel öz değerlendirme formu var.

Fatih Yıldıray 9 dk okuma 4 öz değerlendirme
Sınav kâğıdı başında düşünen bir öğrenci

“Kaygı, çalışan belleğin kira ödemeden oturan kiracısıdır.” — bir öğrencime söylediğim cümle

Sınıfta yıllardır gördüğüm bir sahne var: Öğrenci konuyu biliyor, ödevde aynı soruyu çözmüş, ama sınav kâğıdı önüne gelince zihni bembeyaz oluyor. Sonra zil çalıp dışarı çıkınca “aaa, bu çok kolaymış!” diyor. Bu, tembellik ya da bilgi eksikliği değil. Bunun bir adı var: matematik kaygısı.

Bu yazıyı, “bildiğimi sınavda yapamıyorum” diyen herkes için yazdım. Eğer Matematik Nasıl Çalışılır? yazısını okuduysan, oradaki 5. bölümün biraz daha derinleştirilmiş hâli diyebilirsin.

Kaygı Neden Bilgiyi “Siler”?

Chicago Üniversitesi’nden psikolog Sian Beilock, kaygının beynin neresini vurduğunu ölçtü: çalışan bellek (working memory). Çalışan bellek, bir soruyu çözerken sayıları, adımları ve formülü aynı anda “açık tutan” zihinsel çalışma masandır. Kaygı yükseldiğinde, kaygılı düşünceler (“ya yapamazsam?”, “herkes bitirdi galiba”) bu masaya kurulur ve asıl işe yer kalmaz (Choke, 2010). Yani kaygı bilgini silmez — bilgine ulaşmanı engeller. Bilgi orada, ama masan dolu.

Bunu anlamak bile rahatlatıcıdır: Sorun “aptal olmam” değil, masanın geçici olarak işgal edilmesi. Masayı boşaltmayı öğrenebilirsin.

Yöntem 1: Sınavdan Önce “Endişeni Yaz”

Beilock ve Ramirez’in çarpıcı bir deneyi var: Sınavdan hemen önce öğrencilere 10 dakika boyunca kaygılarını kâğıda yazdırdılar (ekspresif yazma). Bu basit egzersizi yapan, özellikle kaygısı yüksek öğrencilerin sınav notları belirgin biçimde yükseldi (Science, 2011). Mantığı şu: Endişeyi kâğıda boşaltmak, çalışan bellekteki o işgalci kiracıyı dışarı atar; masa yeniden açılır.

Karavan notu: Sınava 10 dakika kala bir kâğıda şunu yaz: “Şu an neyden korkuyorum?” Dürüstçe dök. Sonra o kâğıdı bir kenara koy. Garip ama işe yarıyor — hem de laboratuvar ölçümleriyle kanıtlanmış biçimde.

Yöntem 2: Kolay Soruyla Başla

Kaygının en sevdiği an, sınavın ilk dakikasıdır. İlk soru zorsa, “eyvah, hiçbir şey bilmiyorum” paniği bütün kâğıda yayılır. Bu yüzden öğrencilerime hep şunu derim: Önce kâğıdı baştan sona tara, en kolay bulduğun soruyu ilk çöz. İlk doğru cevap, beyne “ben bunu yapabiliyorum” sinyali gönderir. Bu küçük başarı, kaygı dalgasını kırar ve momentum başlatır.

Yöntem 3: Nefes ve Beden

Kaygı zihinde başlar ama bedende büyür: Kalp hızlanır, eller terler, nefes sığlaşır. Bu fizyolojik döngüyü tersine çevirmenin en hızlı yolu nefestir. Kutu nefes: 44 saniye al, 44 saniye tut, 44 saniye ver, 44 saniye bekle. İki-üç tur, kalp atışını yavaşlatıp parasempatik sistemi devreye sokar. Basit görünür ama fizyolojik olarak gerçekten işe yarar.

Yöntem 4: İç Konuşmayı Değiştir

Kaygılı öğrencinin iç sesi felaketçidir: “Bu soruyu yapamazsam sınıfta kalırım, ailem üzülür...” Bu zinciri kıran küçük bir dil değişikliği var. “Yapamıyorum” yerine “henüz yapamıyorum” de. Carol Dweck’in gelişim zihniyeti araştırmaları, bu tek kelimelik farkın (“yet”) öğrencinin sebatını ve performansını ölçülebilir biçimde değiştirdiğini gösteriyor. Heyecanı da “kaygı” diye değil, “bedenim beni hazırlıyor” diye etiketlemek (kaygıyı yeniden değerlendirme) performansı artırır.

Yöntem 5: Kaygının İlacı Hazırlıktır

Bütün tekniklerin üstünde bir gerçek var: En sağlam kaygı panzehiri, sağlam hazırlıktır. Beyninde bir konuyu o kadar otomatikleştirirsen ki çalışan belleğin nerdeyse hiç zorlanmaz, kaygının işgal edebileceği alan da küçülür. Matematik Nasıl Çalışılır? yazısındaki yıldız yöntemi, aralıklı tekrar ve geri çağırma pratiği tam da bunun için var: Sınav anında “acaba?” demeyeceğin kadar pekiştirmek.

Kaygı bir düşman değil, bir sinyaldir — sana önemsediğini söyler. Onu yönetmeyi öğrenmek, matematik öğrenmenin görünmeyen ama belki en kritik parçasıdır.

Kaynakça

  1. Beilock, S. (2010). Choke: What the Secrets of the Brain Reveal About Getting It Right When You Have To.Kaygının çalışan belleği işgal etmesi.
  2. Ramirez, G. & Beilock, S. (2011). Writing About Testing Worries Boosts Exam Performance. Science, 331(6014).Sınav öncesi ekspresif yazma deneyi.
  3. Tobias, S. (1978). Overcoming Math Anxiety.Matematik kaygısının öğrenilmiş ve dolayısıyla aşılabilir olması.
  4. Dweck, C. (2006). Mindset: The New Psychology of Success.“Henüz” (yet) dilinin gücü.

Etiketler

Maarif ModelYazılı HazırlıkYeni Sınav Sistemimatematik kaygısısınav kaygısıçalışan bellek

Öz Değerlendirme

Bu bir sınav değil — kendinle dürüst bir konuşma. Yanıtların profilinde saklanır; istediğin zaman geri dönüp güncelleyebilirsin.

1. Sınavda kaygı/heyecan seni ne kadar etkiliyor?
1 = hiç etkilemiyor, 5 = bildiğimi bile yapamayacak kadar.
Hiç etkilemiyorÇok etkiliyor
2. Kaygının “bilgini silmediğini, sadece ona ulaşmanı zorlaştırdığını” okuduktan sonra ne hissettin?
Sorun “aptallık” değil, çalışan belleğin geçici işgali. Bu seni rahatlattı mı?
3. Bu yazıdaki beş yöntemden (endişeni yaz, kolay soruyla başla, nefes, “henüz” dili, hazırlık) bir sonraki sınavda hangisini deneyeceksin?
Hepsini değil — bir tane seç ve net bir taahhüt yaz.
4. Sınav anında kendine söylediğin en olumsuz iç cümle ne? Onu “henüz” diliyle yeniden yaz.